3 Ağustos 2009 Pazartesi

Hayat hep çocukluğumuzda ki rengiyle kalsa olmazmıydı?Doğumdan ölüme kadar bir renk skalasıyla anlatsak hayatı sırayla hangileri gelirdi?...benim için önce sarı...merak ,sabırsızlık,neşe,belki de biraz endişe... sonra biraz büyüyünce portakal rengi ...portakal kokusu içinde koşturduğumuz bahçelerden hafızamın koku odacıklarına yerleşmiş kalmış bir renk,ilkokul üçüncü sınıfa kadar ...
Sonra hiç sevmediğim bi türlü sevemediğim bir öğretmen ve lacivert...disiplin,hiç gülmeyen bir yüz ,bembeyaz ve hep nivea krem kokan tahta cetvelin hiç eksik olmadığı eller:)
Hayatım boyunca lila rengi hiç sevmedim,hüzün,kasvet,biraz da sebepli sebepsiz pişmanlık ilk ergenlik zamanları...
Sonra lacivert mora dönen pembeler,arasıra yeşerip sararan duygular...yani karmakarışık ne olduğu belirsiz duygularla dolu yaşlar...
Hayatının başkaları tarafından finanse edildiği o tadına doyulmayan turkuaz üniversite yılları...özgürlük,güven ,hiç bitmeyecek sanılan gençlik ve enerji...Ankaranın bozkırına bakıp bakıp özlenen deniz...
Ve fuşya rengi aşklar:)))
Sonra birden nedense ciddileşmeye duyulan aptalca bir gereksinimle (büyüdük yetişkin olduk ya... )başkalarının da çabalarıyla kahverengileşen bir dünya...sonra tekrar aşk ,iş,evlilik ve saire....arada bir canlansada şimdi bakınca o müthiş ana kadar donuk renkler...
Ve O na hayatımın anlamına kavuştuğum tekrar çocukluğumdaki rengi kokusuyla gelen güneş sarısı,portakal rengi....
Şimdi ise hayatımı anlatacak tek renk var kırmızı....???
Ulaşmak istediğimse tüm renkleri yansıtıp kendini bulmuş huzura kavuşmuş beyaz ...ama biliyorum daha çok var çünkü yaşamadığım çok renk var

1 yorum:

MELIH OZGUL dedi ki...

nefis...fusya renkli ask a cok ozendim sahsen:)