19 mayıs ve ben yine çalışıyorum....Canım Ortaköy e gidip bir kumpir bir de bira alıp,tur teknelerinden birine binip boğaz turu yapmak isterken hemde...
Bundan beş yıl önce falandı sanırım,bir 29 ekim di....benim yine Ortaköy krizim tuttu...arkadaşlar çoluk çocuk sürükledim peşimden oruçluyuz birde ,orucumuzu açarız sonrada fener alayına katılırız diyerek...ama gittiğimizde fener alayı olmayacağını söylediler çok üzüldüm...o üzüntüyle yedim de yedim iftarda:)sırf üzüntüden:)neyse ..hadi dönelim eve dedik,otoparka doğru yürümeye başladık....
Tam geldik otoparka trafik durmuş yol kapalı çok uzaktan onuncu yıl marşı çalıyor....önden ufak belediye arabaları fener dağıtıyor:)o anki sevincimi anlatamam çocuklar gibi...oğlum ben galatasaraylıyım fener alayına katılmam diye kendini yırtsa da bir coşkuyla daldık bize yetişen kalabalığın arasına...insanın içi nasıl bir gururla ve coşkuyla doluyor o an bilirsiniz,yürüdükçe bağıra bağıra marşları söyledikçe daha da artan bir gurur.....
Uzun süre yürüdük elimizde fenerlerle o ışık selinin içinde çok güzel bir akşamdı....ve bu gün yine aynı şeyi yaşamak istiyorum...bu günlerde zaten yine sulu göz modundayım ...dün oğlumun mezuniyeti vardı,şiir okudular ağladım,kolbastı oynadılar ağladım,hiphop yaptılar ağladım...delimiyim neyim:))
ben seviyorum ama böyle olmayı,böyle yaşamayı,mantığımın duygularımı seçmesini...bence doğru olan bu ve böyle olursa daha zor yaşlanacağım gibi de kendimce bir tezim var...züğürt avuntusu mu desem ne desem...öyle bişey işte:)))
19 Mayıs 2009 Salı
21 Nisan 2009 Salı
baharı bekleyen kumrular gibiiii:))
Donuyorummm....iş yerinin en soğuk odası benim sanırım...önüm deniz arkam göl...kuzey rüzgarının hakim olduğu hep esen bir cephe.Yabani erik ağaçları,rengarenk ortancalar ve sardunyalar ,hatta hala çiçeği üstünde ve mis gibi kokan portakal ağacı...Bunların hepsi bahar için yeterli bence ama hala donuyorum ...Tabi kansızlığımın etkisi büyük bu durumda ama aşksızlığı da es geçmemek lazım:)))Eh yaşımızı başımızı almışız,nerdeyse kırkına yaklaşmışız,evlilikler olmuş on beş yıllık...insanın kanını hareketlendirecek ne var???Birbirinin tıpatıp aynısı geçen günler,can sıkıcı yada sevindirici de olsa aynı cümlelerle yaşanan birbirinin aynısı anlar...
Benimle aynı yaşlardaki arkadaşlarımla geçen gece msn da sohbet ederken ortaya çıktı bu sorun ...hepimiz eşlerimizden memnunuz ,hepimiz severek flört ederek evlendik....ama şimdi hepimizin en çok özlediği şey aşk...aşık olan ve aşık olunan kişi olmak...insan mutlu ve keyifli şeyleri yaşarken bu anların kıymetini daha sonra anlarım diye kısa bir an da olsa düşünebiliyor.....Sağlıklı olduğumuz için,para kazandığımız için,ailemizde bir sorun olmadığı için şükredebiliyoruz...ama aşk öyle hızlı ve şiddetli yaşanan bir duygu ki kimsenin aklına aşk için şükretmenin geldiğini sanmıyorum...yirmili yaşların başındayken şunu düşünürdüm;yaşlanınca bu kadar iyi bir vücuda sahip olabilecekmiyim,böyle saçlarım,böyle bir cildim olacakmı ,böyle hareketli olabilecekmiyim...vs...vs...bunları kaybetmek hep korkuttu beni...ama hiç aklıma gelmedi orta yaşlarımda aşkı özleyebileceğim...o zamanlar beklenmedik anda karşıma çıkıveren,plansızca yaşanan,ayaklarımı yerden kesen,dizlerimi titreten bu duyguyu daha sonra bukadar özleyeceğimi bilemezdim
Bu yazıyı okuyan bir çok kadının aynı şeyleri hissettiğine eminim....aşklarımızı ellerimizin arasından usulca ve sinsice çalan okadar çok etken varki hayatlarımızda...yoğun çalışma temposu,trafik stresi,şehir yaşamı,maddi sıkıntılar,internet bağımlılığı,insanları ayrı dünyalara iten binlerce şey...... anlamıyoruz sevdiklerimiz ve aşklarımız nasıl olmuşta kayıp gitmiş avuçlarımızdan.
Pek bi duygusalım bu gün ama sebebini biliyorum....çünkü sırtım üşüyor ....aşkla ilgili hep aynı resim gözümün önünde....kollarını kavuşturmuş camdan dışarıyı izleyen bir kadın ve onu sevgiyle izleyerek ona yaşlaşıp sımsıkı sarılan bir erkek...yalnız ve üşüyen sırtına göğsünü dağ gibi yaslayıp ,onu dünya üzerindeki tüm kötülüklerden koruyacak bir aşk,sadakat ve güvenle sarıp sarmalayan bir adam.....
?????????????????????????????????????
Benimle aynı yaşlardaki arkadaşlarımla geçen gece msn da sohbet ederken ortaya çıktı bu sorun ...hepimiz eşlerimizden memnunuz ,hepimiz severek flört ederek evlendik....ama şimdi hepimizin en çok özlediği şey aşk...aşık olan ve aşık olunan kişi olmak...insan mutlu ve keyifli şeyleri yaşarken bu anların kıymetini daha sonra anlarım diye kısa bir an da olsa düşünebiliyor.....Sağlıklı olduğumuz için,para kazandığımız için,ailemizde bir sorun olmadığı için şükredebiliyoruz...ama aşk öyle hızlı ve şiddetli yaşanan bir duygu ki kimsenin aklına aşk için şükretmenin geldiğini sanmıyorum...yirmili yaşların başındayken şunu düşünürdüm;yaşlanınca bu kadar iyi bir vücuda sahip olabilecekmiyim,böyle saçlarım,böyle bir cildim olacakmı ,böyle hareketli olabilecekmiyim...vs...vs...bunları kaybetmek hep korkuttu beni...ama hiç aklıma gelmedi orta yaşlarımda aşkı özleyebileceğim...o zamanlar beklenmedik anda karşıma çıkıveren,plansızca yaşanan,ayaklarımı yerden kesen,dizlerimi titreten bu duyguyu daha sonra bukadar özleyeceğimi bilemezdim
Bu yazıyı okuyan bir çok kadının aynı şeyleri hissettiğine eminim....aşklarımızı ellerimizin arasından usulca ve sinsice çalan okadar çok etken varki hayatlarımızda...yoğun çalışma temposu,trafik stresi,şehir yaşamı,maddi sıkıntılar,internet bağımlılığı,insanları ayrı dünyalara iten binlerce şey...... anlamıyoruz sevdiklerimiz ve aşklarımız nasıl olmuşta kayıp gitmiş avuçlarımızdan.
Pek bi duygusalım bu gün ama sebebini biliyorum....çünkü sırtım üşüyor ....aşkla ilgili hep aynı resim gözümün önünde....kollarını kavuşturmuş camdan dışarıyı izleyen bir kadın ve onu sevgiyle izleyerek ona yaşlaşıp sımsıkı sarılan bir erkek...yalnız ve üşüyen sırtına göğsünü dağ gibi yaslayıp ,onu dünya üzerindeki tüm kötülüklerden koruyacak bir aşk,sadakat ve güvenle sarıp sarmalayan bir adam.....
?????????????????????????????????????
16 Nisan 2009 Perşembe
gel haftasonu geellllll
Cumartesinin gelişi perşembeden bellidir:))Bu günden itibaren hafatasonunu düşünmeye başlıyorum çalışmaya başladığımdan beri....Daha önce evde otururken daha fazla plan yapıyordum ama çoğu sadece plan olarak kalıyordu...Şimdi daha az zamanımda daha kısıtlı ama gerçekleşen planlar yapıyorum.Örneğin bu hafta sonu...sabah erkenden karşıya-Bostancı ya geçicem ve saçalarımı boyatıp önce bi moral dopingi yapıcam kendime...Sonra oğlumu lunaparka götürücem...uzun zamandır sözüm var....sonra da kuzenimle buluşup biraz gezeriz caddede,belki Hasan'a uğrarız(kuzenime bi Petek Dinçöz burnu lazım da) Bak isim vermedim dikkatini çektiyse....hehehheee......
İnşallah hava güzel olurda hepsini yaparız....gel cumartesi gelll.........
İnşallah hava güzel olurda hepsini yaparız....gel cumartesi gelll.........
15 Nisan 2009 Çarşamba
kendime sinir oldum
Bu sabah güne kendime sinir olarak başladım.Zaten bahar gelememiş,hala kazaklar ,paltolar üzerimizde,bu yüzden keyifsizim....Dolapta bir önceki günden kalan iki sandviç vardı.Sabah onları yanıma alsammı diye düşündüm,sonra ikisini de yemek yememe rağmen yiyeceğimi bildiğim için irademi takdir ederek evde bıraktım.Sonra durağa yürüdüm ve otobüs beklemeye başladım.Buz gibi esen rüzgar,yolun tuzu,araçaların kornası....ve tüm bunların arasında karşıdan karşıya geçmeye çalışan zarzor yürüyen bir köpek.Önce hasta sandım ama zavallı hayvanın açlıktan yürüyemediğini anladım.Durak evime uzak,işe geç kalmışım,etrafta ekmek alacak bir yer bile yok.....Çok kızdım kendime o sandviçleri yanıma almadığım için.Onun umutsuzca taşların altında yiyecek arayışını izledim,çok üzüldüm.Güne böyle başlamak iyi değil ama ....neyse hafta ortasındayız ve tatile iki gün var deyip mutlu olalım:)
14 Nisan 2009 Salı
bu niy laaan
kız naptın da beni karıştırdın bilmiyom ama bence düzelt
bilmediğin yerleri ne kurcalıyon bacım
bilmediğin yerleri ne kurcalıyon bacım
13 nisan...nişan
Kendime bir blog oluşturmak uzun zamandır aklımdaydı.Dün, evet bu gün dedim ama zamanım olmadı.Neden dün?Çünkü dün 13 yıl önce eşimle nişanlandığımız,çok güzel geçen,bir sürü anıyla dolu bir gündü.
Geriye dönüp baktığımda,hayatımdaki mutlu anların üzüntüyle hatırladıklarımdan daha fazla olduğunu gördüğüm için şanslıyım.Yada şimdi yılların bana öğrettikleriyle daha bir aldırmaz olduğum için ,öyle hatırlamak istiyor da olabilirim....
Üniversiteye başladığım gün günlük tutmaya başlamıştım.Okul bitene kadar yazmaya da kararlıydım....Ben nerden bileyim dört yıllık okulu yedi yılda bitireceğimi....Tabiki okulumun uzamasının sebebi hayatıma derslerden başka çok daha fazla şeyi sığdırma hevesimdi,zaten bu durumda bunlar sığmazdı dört yıla:)Neyse....yedi yıl boyunca yazdım da yazdım,satırlar ,sayfalar,defterler dağ gibi oldu...Sonra okul bitti,ben evime ,aileme döndüm,herşeyi geride bırakmanın hüznü ve ne olacağımın belirsizliğiyle...Günlerce oturup okudum yedi yılda yazdıklarımı,sürükleyici bir roman gibi pek keyifli geldi....Ve bitince evimizdeki odun sobasının yanına oturdum....Tek tek sayfaları koparıp hepsini yaktım...
Şu an bunu okuyan kişinin aklından geçenleri tahmin edebiliyorum...Ama kendime göre çok iyi bir sebebim vardı....
Hayatım boyunca akıllı uslu ,annesinin babasının sözünden çıkmayan,hanımhanımcık bir kız olamadım,yalan da söyledim,hiç istemedikleri şeyleri de yaptım....hatta çok iyi çekmece dolap karıştırıp annemin babamın aşk mektuplarını bulup onları tehdit bile ettim:)))işe de yaradı....Yaaaa işte....Eğer benim,benim gibi bir çocuğum olursa ne yaparım diye düşündüm.Hele bir de benim yaptığımı yapıp,ergenliğim,gençliğim boyunca yazdıklarımı okursa ne yaparım çocuğumu nasıl dizginlerim dedim kendikendime.....O korkuyla da yaktım gitti anılarımı:))
Aslında herşey ondan sonra başladı...Sonrası mı daha sonra....
Geriye dönüp baktığımda,hayatımdaki mutlu anların üzüntüyle hatırladıklarımdan daha fazla olduğunu gördüğüm için şanslıyım.Yada şimdi yılların bana öğrettikleriyle daha bir aldırmaz olduğum için ,öyle hatırlamak istiyor da olabilirim....
Üniversiteye başladığım gün günlük tutmaya başlamıştım.Okul bitene kadar yazmaya da kararlıydım....Ben nerden bileyim dört yıllık okulu yedi yılda bitireceğimi....Tabiki okulumun uzamasının sebebi hayatıma derslerden başka çok daha fazla şeyi sığdırma hevesimdi,zaten bu durumda bunlar sığmazdı dört yıla:)Neyse....yedi yıl boyunca yazdım da yazdım,satırlar ,sayfalar,defterler dağ gibi oldu...Sonra okul bitti,ben evime ,aileme döndüm,herşeyi geride bırakmanın hüznü ve ne olacağımın belirsizliğiyle...Günlerce oturup okudum yedi yılda yazdıklarımı,sürükleyici bir roman gibi pek keyifli geldi....Ve bitince evimizdeki odun sobasının yanına oturdum....Tek tek sayfaları koparıp hepsini yaktım...
Şu an bunu okuyan kişinin aklından geçenleri tahmin edebiliyorum...Ama kendime göre çok iyi bir sebebim vardı....
Hayatım boyunca akıllı uslu ,annesinin babasının sözünden çıkmayan,hanımhanımcık bir kız olamadım,yalan da söyledim,hiç istemedikleri şeyleri de yaptım....hatta çok iyi çekmece dolap karıştırıp annemin babamın aşk mektuplarını bulup onları tehdit bile ettim:)))işe de yaradı....Yaaaa işte....Eğer benim,benim gibi bir çocuğum olursa ne yaparım diye düşündüm.Hele bir de benim yaptığımı yapıp,ergenliğim,gençliğim boyunca yazdıklarımı okursa ne yaparım çocuğumu nasıl dizginlerim dedim kendikendime.....O korkuyla da yaktım gitti anılarımı:))
Aslında herşey ondan sonra başladı...Sonrası mı daha sonra....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)